Demokrasi, demokratik olan şeylere açıklıktır. Yasal şeyler için, insanlara ve çevreye zarar vermeden yasa dışı gösteri, yürüyüş yapanları anlarım. Çünkü bunların etkinliklerinde çevreye, insanlara zarar, kötülük yapmak ereği (amacı) yoktur.
Ama sokaklarda; emperyalizmin uşağı, faşist pkk için molotof kokteylleri ve taşlar ile çevreye, insanlara zarar vermek yani insanları öldürmek ve kundakçılık için örgütlenmiş, toplanmış, araçlanmış ve bu amaçlarını da eyleme dökmüş insanların, yaşları 14-18 arası diye göz altına alınıp mahkemeye çıkarılmak ve hapise atılmak yerine polislerce muz, ayakkabı, şeker verilip salınmaları hukuk açısından hem suça katılımdır hem de anlaşılır şey değildir.. Bu insanlar gösteri için değil insanları taşlayıp, yakıp öldürmek ya da yaralamak ve insanların mallarına, kamu mallarına zarar vermek için eylem yapıyorlar. Yani cinayet, yaralama ve kundaklama amaçlı toplanıyorlar. Ve o suçlular, göz altına alınıp adalete verilmek yerine Pavlov’un köpeği gibi ayakkabıyla muzla, şekerle, sessizce seyretmekle, dağıtılmakla ödüllendiriliyorlar, neredeyse, biten taşları yerine yeni taşlar, limon kolonyası, sıkılan sudan kurulanmaları için hamam havlusu verilecek, yıkanmaları için şampuan ve üşümemeleri için soğuk su yerine sıcak su sıkılacak üstlerine… Neredeyse göstericilerle tek kale maç yapacaklar… Böyle demokrasi, böyle hukuk, böyle emniyet olmaz. Molotof kokteyli ile öldürülen Serap’ın katili ‘’çocukları’’ da belki kaç kere ayakkabı, muz, şeker verip saldınız ya da dağıttınız, yakalayıp adalete teslim etmek yerine…
Bazı subayların bilgisayarlarındaki darbe planlarını bile suç sayıp onları hapse atan düşünce yapısı neden acaba, cinayet, yaralama, kundaklama için plan ve örgütlenmelerini sokağa çıkıp eylemleştirenlere muz, ayakkabı, şeker dağıtmakla ve onları uzaktan seyretmekle ya da üstlerine su sıkıp, onları dağıtmakla yetiniyor, yakalayıp adalete teslim etmek yerine? Anlaşılıyor ki polis kendini hem polis hem yargıç yerine koymaktadır bu olaylarda… Hukuk düzeni böyle mi olmalı? Yaralama, cinayet, kundaklama için sokaklara dökülmüş insanları; yaşları 14-18 arası, sayıları çok diye neden serbest bırakırsın, yakalayıp adalete teslim etmek yerine. Senin buna hakkın var mı? Öyleyse kan davacılar, cinayet işlemek isteyenler bundan sonra, toplanıp birlikte yapacaklarını yapsınlar, olur mu? Kan davası cinayeti işleyen 18 yaş altı kişileri, bundan sonra yakaladığında, yaşı küçük diye ayakkabı, muz, şeker ver, evine gönder olur mu?
Sayın polisler, belki farkında değilsiniz ya da size bu emirleri verenler belki farkında değiller ama; yaralamak, cinayet, kundaklama için eyleme geçmiş olmak, Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur… Bunlar; ayakkabı, muz, şeker verilerek eve gönderilecek suçlar değillerdir… Yine belki farkında değilsiniz ama çocuk dediğiniz ve bazen 8-10 polisin zor zapt edebildiği o kişiler, bugün sokaklarda; polise, yasalara karşı gelip yakalanmadan kaçabilmenin strateji ve taktiklerinin öğrenim ve eğitimini almaktalar; ileride karşımıza, askerleri öldüren birer faşist pkk’li olarak çıkabileceklerdir… Belki farkında değilsinizdir ama yasa dışı örgütler, sokakları, öğrenim ve eğitim alanı olarak kullanırlar, görürler… Polise, yasalara karşı gelme heyecanını, cesaretini ve yakalanmama başarısını öğrenen o, ‘’ çocuk’’ dediğiniz, gençlerden artık hayır beklemeyin…12-18 yaş arası, çocuk değil gençtir. Çocuk denilen yaş, 12-13 ile biter… Çocuk dediğiniz o, 14-18 yaş arası kişilerin, kapkaçta, sokaklarda insanları nasıl yerlerde sürüklediklerini, öldürdüklerini sanırım henüz görmediniz…
Uyarıyorum, yanlış yapıyorsunuz; o "çocuklara", farkında olmadan, sizler, gerilla eğitimi veriyorsunuz. O "çocuklar" askere alındıklarında, onlara nasıl güvenilecek? O "çocuklar", 20 yaşına geldiklerinde, faşist pkk terör örgütüne kolayca katılacaklardır… Analar ağlamasın, derken, anaları ağlatacak olduğunuzun farkında değil misiniz? Her şehidin kanında, sizin bugün yaptıklarınızın katkısı da olmaktadır… Sonra timsah göz yaşları dökmeyin, olur mu?
Uyarıyorum; böyle yaparsanız, o göstericilerin molotof kokteyllerinden, taşlarından zarar gören araçların, evlerin, iş yerlerinin zararlarını, sigorta şirketlerinin, İç İşleri Bakanlığı’na ödetme hakları vardır. Doğal ki İç işleri Bakanlığı’nın da, o polislere…
O göstericileri, arkalarından çevirip yakalamak çok mu zor? Sokak üzerindeki binalara sivil polis sokup hepsini tek tek kameraya çekmek çok mu zor? Üstlerine boyalı su sıkmak çok mu zor? Üstlerine, boya mermisi atan dürbünlü tüfeklerle nokta atışı yapıp saptamak çok mu zor? Akşam saatlerinde, belediye otobüslerine, ''vur emirli'' sivil polisler yerleştirmek çok mu zor? Toprağın 10 metre altına 10 yıl önce öldürülüp gömülmüş cesetlerin katillerini yakalayabilen polis, gözünün önünde suç işleyen bu sözde çocukları yakalamak ve adalete vermek yerine ayakkabı, muz, şeker verip neden evlerine gönderiyor? Bir sonraki gün de suçlarına devam edebilsinler diye mi? Ama polislerin unuttuğu bir şey var: Türk Ceza Kanunu’nun ana amacı, suçları önlemektir… Polisler, bu davranışlarıyla, Türk Ceza Kanunu’nun bu maddesini de çiğniyorlar… Sokakta bile yasaları uygulamayan polislere, yurttaşlar nasıl güvenecek? Yasalar önünde herkes eşit değil mi? Türk Ceza Kanunu’na göre, 12-18 yaş arası kişilerin; toplanıp, örgütlenip yaralama, cinayet ve kundaklama amaçlı eylem yapmaya hakları mı var?
Ve siz, ey savcılar; polislerin, farkında olarak ya da olmayarak ya da yukarından emirle yaptıkları bu "seçim"in ve o "çocukların" sokaklarda bu yaptıklarının Türk Ceza Kanunu’na göre suç olduğunu bilmiyor olamazsınız, değil mi?
Ey sayın polisler; o, cinayet, yaralama ve kundaklama peşinde koşan sözde çocuklara gösterdiğiniz vicdan ve merhameti bence; şehitlerin, gazilerin, şehit olacakların, gazi olacakların; kapkaçlarca sokaklarda sürüklenerek, bıçaklanarak öldürülmüş ve öldürülecek olanlara ve çocuklarına karşı gösterseniz daha doğru, mantıklı olacak…
Avrupa, Amerika kalemiyle Türk tarihi yazılmaz. Bunu, hükümetiniz öğrenmiş olmalı artık değil mi? Anlaşılan o ki; "hukuk devleti, hukuk devleti" diye hukukçuluk taslayanlar, gerçekte, başına buyruk bir polis devleti arkasında koşmaktadırlar…
Siyasi partilerin, hükümet olunca, bu ülkede, istedikleri her şeyi yapmaya hakları var mı?
Böyle, profesyonel polis olunmaz…. Hani diyorlar ya, "profesyonel ordu gerekli" diye. Profesyonel polis de gerekli…
Molotoflu, taşlı gösterilere katılan herkes, yaşına bakılmaksızın yakalanmak ve adalete teslim edilmek zorunda... Yoksa polis, görevini yapmamış olur ki bu da suçtur.... O kişiler, yaşları ne olursa olsun; yasal, demokratik gösteri değil insanları yaralamaya, öldürmeye, işyerlerini ve araçlarını kundaklamak için çıkıyorlar sokaklara... Buna çocuk sevgisi göstermek ne büyük bir aymazlıktır. Sevecekseniz gidin şehitlerin, gazilerin çocuklarını ve öksüz, yetim çocukları sevin...
Hukuk; molotofla, taşla insanları yaralamak, sakat bırakmak, öldürmek çevreye zarar vermek için gösteri yapanları, saldıranları; terör örgütleri lehine gösteri yapanları yakalama ve adalete teslim etmenizi emrediyor. Sizin, onları dağıtma hakkınız yok, yakalama ve adalete teslim etme göreviniz var... Suçlar yaş iel değil kasıt ve eylem ile ilgilidir. Yurt , ülke savunması çocuk oyuncağı değildir... İç İşleri Bakanı'na söyleyin de size yanmayan giysiler ve donanım versin de o faşist, bölücü örgüt yanlısı eylemleri , seyretmek ya da su sıkıp dağıtmak yerine, anında ve her yönden kahramanca müdahale edip bugünün ''çocuklarını'', yarının azılı teröristleri olmadan, yeni şehitler, gaziler yaratmadan, hazır ayağınıza gelmişlerken yakalayıp Türk adaletine teslim edin... Emperyalizm muzla, şekerle, pabuçla kanmaz... Kan ister o , kan...
Sabah işe giderken, ailelerinizin yüzlerine teker teker bakın; belki o gün molotof atılacak belediye otobüsünde onlardan biri olabilir...
Yaşa bakıp, kemiğe bakıp adalet olmaz.... Geçti artık o çağlar.... Şimdi çocuklar bile annelerinden, babalarından akıllı, güçlü, zeki.....
Necdet Gürçiftçi
2009-aralık
13 Aralık 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder